Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Kardiyoloji AD Öğretim Üyesi
Kalp ritim bozukluğu, kalbin normal çalışma düzeninin bozulması demektir. Bu çok yavaş atımlar şeklinde olabilir, kalpte iletimin bozulması veya diğer adıyla blok olarak adlandırılan ya da yavaş uyarı oluşturulması şeklinde veya sıra dışı kalp atımları şeklinde de olabilir. Burada kalp atımlarını hasta düzensiz bir şekilde hissedebilir veya kalbin çok hızlı bir şekilde çalışması, kalbin kulakçık veya ventrikül adı verilen karıncıklarından kaynaklanan çarpıntılar şeklinde olabilir ve bunların her biri genel terim olarak, ritim bozukluğu altında bilinmektedir.
Ritim bozukluğu, her zaman çok ciddi sonuçlar göstermeyebilir. Hastalar tamamen asemptomatik olarak adlandırılan hiçbir şikâyetin hissedilmediği yelpazeden, tamamen ölümcül ritim bozukluklarının olduğu ve erken müdahalesinin kesin gerekli olduğu ritim bozukluklarıyla da hekimlere başvurabilirler. Hastaların genellikle kalplerinde daha önce hissetmedikleri değişik atımlar, kalp ritimlerinde düzensizlikler veya kalbin aşırı derecede yavaşlaması ki aşırı derecede yavaşladığı zamanlarda halsizlik, bazen bayılma özellikle yaşlı hastalarda aniden düşmeler şeklinde ortaya çıkabilir. Kalbin karıncığından kaynaklanan özellikle hızlı olan ritim bozuklukları maalesef ölümcül olabilir. Günlük yaşamda özellikle kalp hastalığı olan insanlarda stresli bir durumda aniden onların hayatlarını kaybetmesine neden olabilecek hızlı ritim bozuklukları şeklinde yaşanabilir. O nedenle, ritim bozuklukları oldukça önemli bir konudur.
Girişimsel kardiyolojideki damarlarla uğraşan hekimlere göre elektrofizyoloji de ritim problemlerini tespit etmek her zaman çok kolay olmamaktadır. Çünkü damar darlığı ortadan kaldırılmadığı, tedavi edilmediği sürece ortadan kaybolmayan ve devamlı orada olan somut bir sorundur. Ritim bozukluğu ise soyut, zamansal bir şey olduğu için her an görülebilir bir sorun değildir. Bu yüzden bu sorunun anlaşılması için bir şekilde sorun oluştuğunda fotoğrafının çekilmesi gerekmektedir.
Bu fotoğrafta genellikle hastaların şikâyet veya bulguları olduğu zaman, yani çarpıntıları olduğunda veya bayıldıklarında, herhangi bir şekilde tıbbi bir kliniğe gittikleri zaman çekilmesi gereken EKG ile genellikle tanısı koyulmaktadır. Fakat bu EKG genellikle 10 veya 20 saniyelik bir kalp hayat süresini gösterdiği için eğer o sırada yoksa yine sorun yakalanamadığından hekimler de bu durumda hastalara yardımcı olamamaktadırlar. Bu nedenle hastaların çarpıntı sırasındaki EKG’lerinin çekilmesi çok önemlidir.
Böyle bir durumda eğer hastanın yanında EKG’si yok ise, o zaman hastalar için daha uzun süreli EKG monitorizasyonu yapan Holter sistemleri kullanılmaktadır. Eğer hastalar üzerinde önceden takılmış bir kalp pili veya ona benzer bir cihaz varsa, bu cihazların depoladıkları bilgiler kalp hekimlerine daha fazla yardım imkânı sunabilmektedir. Bir anlamda bu cihazlar hastaları üzerindeki kayıt sistemleri gibi çalışırlar. Kalp hekimleri bu cihazlardan elde edilen bilgileri inceleyerek ya da cihazlarla iletişime geçerek buradaki kayıtları alırlar, hastadaki kalp ritim bozukluğunu ortaya çıkarabilirler. Hastaların kalp ritmi ile ilgilenen doktorlara başvurdukları zaman yanlarında EKG kayıtlarının olması tanıları için en önemli bir husustur.
Ritim bozukluğu tedavisi öncelikle tanısının konulması ile başlamaktadır. Ritim bozukluğu damar tıkanıklığı gibi çok düz bir şekilde gidilen bir yol değildir. Öncelikle ritim bozukluğunun ne olduğunu, nasıl bir şey olduğunu tespit etmek gerekmektedir. Bu durum tespit edildikten sonra eğer hasta çok şikâyetçiyse, hastanın hayatını veya ciddi anlamda hayat kalitesini düşüren bir ritim bozukluğu varsa, bu hastalara ilaç tedavisi verilmektedir. İlaç tedavisi ile başarı sağlanamazsa ya da hasta tarafından isteniyorsa, elektrofizyolojik çalışmayla yani hastanın kalbindeki anormal ritimlerin üretildiği merkezleri bulmaya ve yok etmeye yarayan ablasyon tedavisi ile devam edilmektedir. Ablasyon; ritim bozukluğuna yol açan veya anormal, bozuk dokunun yakılmasıyla veya dondurulmasıyla, ortadan kaldırılmasıyla karakterize önemli bir tedavi seçeneğidir.
Ritim bozukluğu, ilaç tedavisi ile başarı sağlanamıyorsa veya hastanın hayatını tehdit eden, hayat kalitesini ciddi anlamda azaltan bir durumsa, hasta artık “ben bununla yaşayamıyorum, ilaç tedavisinin yaptığı azaltmayı artık kabul etmiyorum” dediği zaman hastaya ablasyon tedavisi önerilmektedir. Bunun adı elektrofizyolojik çalışmadır. Genellikle sedasyon denilen, hastada hafif bir uyku hali yaratan ilaçlarla bu işlem yapılmaktadır ve genellikle genel anesteziye % 80-90 gerek kalmamaktadır. Fakat ablasyon tedavisinin öncesinde, ablasyon yapılacak ritim bozukluğunun tanısının konulmuş olması gerekmektedir.
Bazı durumlarda hastanın hikâyesi kalp hekimine dört dörtlük ritim bozukluğu olduğunu anlatmaktadır, ancak bu durumu EKG tetkiki yakalayamamaktadır. Kalp hekimine gelen hastaların önemli bir bölümünde böyle bir sıkıntı söz konusudur. Holter adı verilen monitörizasyon sistemi ile 24 saat boyunca, bazen 2-3 defa kalp atımlarının kaydedilmesine rağmen sorun bir türlü yakalanamamaktadır, çünkü bu sorunlar zamansal olarak yaşanmaktadır, hangi saatte, hangi günde, hangi durumda ortaya çıkacağı bilinmemektedir.
Ne zaman ortaya çıkacağını ve ne kadar zaman süreceği bilinmeyen çok değişik türlerde, çok geniş bir yelpazede ritim bozuklukları vardır. Sadece bir tür değil, sayı ve çeşit olarak çok fazladır. Eğer bir şekilde sorun yakalanırsa, ona yönelik olarak ablasyon tedavisi de erken olarak başlanabilir, fakat sorun yakalanamaz ise tekrarlayan elektrofizyolojik çalışmalarla sorunun yakalanma girişimleri sürdürülmektedir.
Burada bir kateter ile kalbin içine girilmektedir. Kasıklardan geçen damarlardan girilerek kalbin içine kateter gönderilmektedir ve kalpteki olası ritim bozukluğu yapabilecek olan bölgeler araştırılmaktadır. Bu esnada ritim bozukluğunu ortaya çıkarmak için ilaçlar yardımıyla kalp hızlandırılmakta, kalbin çeşitli kısımları elektriksel olarak uyarılarak kalp hızı artırılmakta, dolayısıyla bu istenmeyen ritim bozukluklarının ortaya çıkması tetiklenmektedir. Bu girişimlerle kalp ritim bozukluğu ortaya çıkarsa, çarpıntıya neden olan odaklar görülmüş demektir ve bundan sonra, bir sonraki adım ablasyon denilen sorun üreten odakların ortadan kaldırılması girişimidir. Aynı seansta hastanın kasıklarında kateterler varken, ablasyon tedavisi yapılabilmektedir. Burada da hedef olan dokuları tespit etmek için konvansiyonel yöntem denilen kateterler uygulanmakta ya da ileri teknoloji yardımı ile % 85-90, bazen % 95’ den daha fazla başarı oranı ile ritim bozuklukları ortadan kaldırılabilmektedir.
Kalp damar hastalıklarının oluşmasında birçok neden vardır. Kalp damar hastalıklarından korunmak için herkesin yapabilecekleri ya da değiştirebilecekleri alışkanlıkları vardır. Bir de değiştirmek için gücümüzün olmadığı yaş veya bazı kronik hastalıklar gibi değiştiremeyeceğimiz durumlar da vardır. Fakat sigara bunların arasında çok farklı bir yerdedir. Çünkü sigara bir insanın kendisine kalp damar sağlığı açısından yaptığı en büyük kötülüktür. Özellikle 20-30 sene boyunca sigara içen insanların 50 yaşından sonra en az %50’si sigaraya bağlı bir olay nedeni ile hayatlarını kaybetmektedirler. Ayrıca yine bu insanların en az yarısı ve bunların yarısının da %25’i, kalp krizi veya ona benzer durumlarla yüzleşeceklerdir. Düzeltilebilir, tedavi ile ortadan kaldırılabilir. Sigaranın sadece kendisinin kesilmesi bile insan yaşamında çok ciddi bir etkiye sahiptir.
Alkol kullanımında ise, sigara kadar güçlü olmasa da alkol de aslında kalp damar sağlığı için oldukça önemli bir risk faktörüdür. Yapılan çalışmalar da göstermiş ki, alkolü hiç kullanmayanlara göre aşırı derecede kullananlarda, kalp sağlığı aslında biraz daha kötü görülmektedir. Haftada 100 gr altında alkol alındığı zaman, bu bizim Türk insanı için her gün 1-2 kadeh civarında olan bir alkol tüketimi olmakla birlikte burada alkollü içeceğin tipi de çok önemlidir. Çünkü burada özellikle kırmızı şarap veya beyaz şarap gibi içinde kalp sağlığına oldukça yararlı olan kimyevi maddeleri içeren alkollü içeceklerin alınması belki tavsiye edilebilir. Ancak aşırı derecede alkol tüketimi haftada 2-3 kadehten çok daha fazlası, kesinlikle tavsiye edilen bir durum değildir ve kalp sağlığı için oldukça tehlikeli olan bir durumdur.