Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
Romatoloji BD Öğretim Üyesi
Tanı aşamasında bazı özellikli hastalıklarla ilişkili hangi testlerin kullanıldığına örnek vermek gerekirse; iltihaplı eklem romatizması yaygın olarak bilinen ismi ile romatoid artrit hastalığın da bir romatoid faktör ve bir anti CRP testi dediğimiz testin varlığı, hekimlere tanıda yardımcı olabiliyor. Omurgayı ilgilendiren Suna Pekuysal, Ahmet Mete Işıkara hastalığı olarak da adlandırılan Ankilozan Spondilit hastalığında bir HAB27 denilen gen testi ve bir kalça grafisinde ilgili yerdeki iltihap aranıyor olabilir.
Hastada bir damar iltihabı düşünülüyorsa ya da bir bağ dokusu hastalığı, buna yönelik olarak yapılacak bazı antikor testleri var ve bu testlerde tanıda kullanılabilir. Bazen laboratuvar olarak ya da görüntüleme yöntemi ile o hastalığa ait çok fazla bir şey bulunamayabilir. Bu durumda tanı koymak için mesela büyük çaplı damarları ilgilendiren bir damar iltihabı söz konusu ise, o damardan biyopsi almak, incelemek ve değerlendirmek gerekebilir. Bunlar spesifik (özellikli) olarak hastalıklara özgü istenilen testlerdir. Genellikle bir hastaya romatizma tanısı koyulurken ve hasta takiplerinde, kandaki iltihap değerini sedimantasyon ve CRP gibi bunun yanı sıra, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri rutin olarak tüm hastalardan istenmektedir ve bazen tanı amaçlı da bu testler kullanılabilmektedir.
Romatizma hastalarına hareketli kalmak, beslenme disiplini ve kilonun yönetimi konusunda öneriler yapılmalıdır. Romatizmal bir hastalık tanısı konulduğunda, hastaların genellikle en fazla ilgisini çeken hususların başında egzersiz ve diyet konusunda neleri yapıp, neleri yapmaması gerektiğini sorgulaması gerekmektedir. Romatizmal hastalıklar yediğimiz ya da yemediğimiz bir şeyden kaynaklanan bir sorun değildir. Çok istisnai durumlar dışında, diyet romatizmal hastalıklar için bir başlatıcı değildir.
Halk arasında sık görülen bir eklem iltihabında, ürik asit denilen bir maddenin eklemlerin çevresinde birikmesi söz konusudur ve bu ürik asit seviyesini yükseltebilecek kırmızı et, deniz ürünleri, baklagiller ya da alkol kullanılması hastalara önerilmemektedir. Eğer kronik iltihaplı bir hastalık varsa ve bu kişi tarafından kortizon içeren ilaçlar kullanılıyorsa, bu kombinasyon damar sertliğine karşı eğilimi artırmaktadır, dolayısıyla bu kombinasyonun gözden geçirilmesinde fayda vardır. Kullanılan kortizon içeren ilaçların, kemik erimesi yapabildiği bilinmektedir. Bu yüzden bu tür ilaçların verildiği hastalara kalsiyum ve D vitamininden zengin süt, yoğurt, peynir gibi ürünleri tüketmesi önerilmelidir. Kullanılan ilaçların önemli bir kısmı, karaciğerde metobolize olmaktadır ve bu metobolizmayı etkileyebilecek yoğun miktarda alkol kullanımı, ilaçların etkisinin artmasına veya bazen de azalmasına yol açabilmektedir. Dolayısıyla, bu konuda hastaların dengeli davranmasını önermek, tüm hekimlerin görevidir.
Egzersizin, iltihaplı romatizması olan hastalar için hayatlarının bir parçası olması önemlidir. Ancak egzersizin çok daha önem taşıdığı bir hastalık daha var. Bu, omurgayı ilgilendiren ve bir süre sonra omurgada ciddi kısıtlılıkla seyreden ankilozan spondilit hastalığıdır. Bu hastalıkta eğer hastalar tedavinin yanı sıra düzenli egzersiz yaparlarsa, tercihen de bir fizyoterapist eşliğinde postür yani duruş eğitimi, bir germe egzersizi, direnç egzersizleri yapacak olurlarsa, omurgadaki kısıtlılığın önüne geçilebilir. Hangi egzersizleri yapabilecekleri konusunda, Türkiye Romatoloji Derneği’nin hazırladığı RomatizmaTv isimli internet sitesinde, bu egzersizlerin nasıl yapıldığını ayrıntılı olarak anlatan videoları bulunmaktadır.
Sık görülen bir hastalık var ki, o da fibromiyalji hastalığıdır. Fibromiyalji hastalığının seyrinde düzenli yapılan pilates, yoga, yüzme gibi egzersizler hastanın hissettiği ağrının, yakınmaların çok daha küçük seviyelere inmesi ve kontrolü konusunda önemli faydalar sağlamaktadır.
Romatizmal hastalıklarla ilişkili yanlış bilinenlerden bir tanesi de romatizmal hastalığın soğuk ya da mevsimsel durumla ilişki gösterebileceği ya da başlaması konusunda rolü olabileceğidir. Tam olarak öyle olduğunu söylemek doğru değildir. Eğer öyle olsaydı, çok farklı coğrafi koşullarda yaşayan insanlar ve romatizma hastaları var, daha soğuk ya da daha nemli olan bölgelerde hastalıklar daha ağır seyredebilirdi. Romatizmal hastalıkların başlamasında ya da seyrinin kötüleşmesinde hava durumu çok fazla etkili değil ama bunun bazı istisnaları vardır.
Bunlardan bir tanesi, bizim fibromiyalji ya da yumuşak doku romatizması dediğimiz bir hastalıktır. Bu hastalar özellikle nemli havalar, yağmur öncesi, yağmur sırası hatta bazen soğuk havalarda şikâyetlerinin daha fazla arttığını söyleyebilirler. Ama bu onların hastalıklarının kötü seyrettiği anlamına gelmez. Hissettikleri ağrıyı normalden daha fazla hissederler. Bunun da temel sebebi bu hastaların ağrıya karşı duyarlılıklarıdır ve özellikle nemli havalar, yağmur öncesi ya da yağmur sırasında atmosfer basınç değişiklikleri, hassas kişilerde romatizmal ağrıların bir miktar daha fazla hissedilmesine yol açar. Ama bu hastalık seyrinin kötü olduğu ya da olacağı anlamına gelmez.
Soğuk hava ile ilişkisi olan mevsimin, kış şartlarının gelmesiyle kötüleşebileceği çok iyi bilinen bir hastalığımız var. Skleroderma denilen cildin sertleştiği bir romatizma türüdür. Bu hastalarda özellikle parmak gibi uç bölgelerde kanlanma çok iyi değildir ve iyi olmadığından dolayı da hastaların parmak uçlarında iyileşmesi zor ülsere, yaralar açılmasına, bu yaralar oluştuğunda da gerçekten iyileşmesinde büyük sıkıntılar yaşanmakta ve büyük tedavi emeği gerektirmektedir.
Ciltte sertleşmeyle giden Skleroderma hastalığı olan hastalara özellikle soğuk havaların artacağı kış mevsiminin geldiği dönemde, mümkünse çok soğuk havalarda dışarı çıkmaması, mutlaka eldiven giymesi ya da gerekirse elini sıcak tutabilecek ısıtıcı poşetler kullanılması önerilebilir. Hava koşulları romatizmal hastalıkların başlaması ya da seyrinin olumsuz gitmesinde çok önemli belirleyici bir faktör değildir.