Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Genel Cerrahi AD öğretim Üyesi
Anne adayının alkol kullanması, karnındaki bebeğinin gelecekte yaşayabileceği meme kanseri için önemli bir risk faktörüdür. Yine annenin stresli olması, soya ve keten tohumu gibi östrojen içeren gıdaları fazla tüketmesi hamilelik döneminde bebeği etkileyebilir. Çocukların özellikle doğum anından adet görme yaşına kadar, özellikle kız çocuklarının obez olmaları da meme kanseri için önemsenecek bir risk faktörüdür ve bu yaş aralığında çocukların hareketliliklerinin artırılması amacıyla fiziksel egzersize yönlendirilmeleri gerekmektedir. Obezite erken adet görmeyi tetikleyen faktörlerden biridir. Çocukların bu dönemde böcek zehirlerinden ve radyoaktiviteden uzak tutulmaları da şarttır.
10 yaşının altında göğüs bölgesine alınan X ışınları meme kanseri riskini arttırabilmektedir. Sık çekilen akciğer filmleri ve tomografi gibi tetkiklerde meme kanseri riskini artırabilmektedir. Erişkinlik döneminde kadınlara 20 ile 30 yaş arasında doğum yapmaları önerilmektedir. Çünkü hiç doğum yapmamış olmak demek meme kanserine yakalanma riskini artıran önemli bir faktördür. 30 yaşında kadınların meme kanserine karşı koruyuculukları önemli düzeyde azalmaktadır. Doğum yapan kadınlara en az 6 ay boyunca çocuklarını emzirmeleri meme sağlığında kansere karşı korunmak için önerilmektedir.
Geç menopoz da erken adet görme gibi meme kanseri oluşumunda önemli bir risk faktörüdür. Ne kadar östrojene maruz kalınırsa meme kanseri riski de maalesef o kadar çok artmaktadır. Kadınlardaki menopoz ve menopoz sonrası planlanan tedavilerde kontrollü ve dikkatli yapılmalıdır. Meme kanseri kadınlarda çok sık görülen bir kanserdir ve her yıl ülkemizde 20 bin yeni hastaya meme kanseri tanısı konmaktadır. Son 20 yıl içerisinde de meme kanseri görülme sıklığı ülkemizde 20 kat artmış durumdadır.
Herhangi bir riski olmayan kadınlarda, yani ailesinde meme kanseri hikayesi yoksa, buna over ve yumurtalık kanserleri de dahil belirgin bir risk yoksa 40’lı yaşlarda mamografi taramasına başlanılmaktadır. Sağlık Bakanlığı’na bağlı Ketem adı verilen Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezleri’nde mamografi ile meme taraması yapılmaktadır. 40 yaşından sonra her kadına en az iki yılda bir, hatta bazı durumlarda yılda bir defa mamografi taraması önerilmektedir. Yapılan mamografide bir anormallik saptanırsa genellikle bu hastalar ultrason ile de değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmelerin önemli parçalarından biri de fizik muayenedir. Ailesinde meme kanseri olanlarda özellikle genç yaşta, çok sayıda meme kanseri olan bireylerde buna eğer yumurtalık kanseri de eşlik ediyorsa genetik kaynaklı meme kanserinden şüphe edilmektedir. Ailede böyle bir mutasyon etkisi olduğu düşünülüyorsa bu bireylerin en geç 25 yaşında rutin tarama programlarına alınması önerilmektedir. Bu bireylerin meme taramasında en çok MR (magnetik rezonans) tetkiki de kullanılmaktadır.
Meme kanserinde kanser tek odaklı ise ya da memenin tek bölgesinde ise meme de koruyucu cerrahi ameliyat yapacak hekimin önceliği olmaktadır. Meme için koruyucu cerrahinin olmazsa olmazı ameliyat sonrası bu hastaların radyoterapi alma zorunluluğudur. Dolayısıyla radyoterapi alamayacak gruptaki hastalara koruyucu cerrahi pek planlanmamaktadır. Bunların başında da gebeler gelmektedir. Gebeliğin hiçbir döneminde hasta radyoterapi alamayacağı için özellikle gebeliğin erken dönemlerinde teşhis edilen meme kanserlerinde koruyucu cerrahi yapılması tercih edilmemektedir.
Bunların dışında Sistemik Lupus, Skleroderma gibi bazı bağ dokusu hastalıkları vardır. Bu hastalıklara sahip hastalar radyoterapi aldığı zaman yara iyileşmeleri çok geç olmakta veya olması gerektiği gibi olamamaktadır. Dolayısıyla bu hastalarda da tercih edilmemektedir. Memenin farklı bölgelerinde tümör varsa, yani tümör çok odaklı ise meme koruyucu ameliyatla memeyi korumak mümkün olmamaktadır. Bu durumda cerrahi olarak memenin tümünün alınması önerilmektedir. Yine meme ameliyatları ile aynı ameliyat içerisinde ya da kemoterapi, radyoterapi sonrası bu hastalara silikon implantlar veya diğer adıyla meme protezleri yerleştirilmektedir.
Bazı durumlarda meme ameliyatında memenin alınması sonrası hastanın kendi dokularıyla da ameliyat edilen meme bölgesi onarımı yapmak mümkündür. Hatta gerekli durumlarda bir memesi alınan hastalarda plastik cerrahlarla birlikte meme cerrahları birlikte ameliyata girerek tek ameliyatta hem tümör veya meme çıkarımı yapılmakta, hem de protez veya meme onarımı yapılabilmektedir.