Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi
Ankara Şehir Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi
Bu mercek normalde şeffaf olması gerekirken eğer buzlu cam gibi olursa ışıkları arkadaki retina adı verilen görme merkezine düşüremediği için görmede kayıp yaşarız. İşte bu merceğimizin bulanıklaşmasına katarakt adı verilmektedir. Katarakt oluşmasında en önemli sebep kişinin yaşının ilerlemesidir. Aslında bu bir hastalık değil, saçımızın ağarması gibi doğal bir süreçtir. 65 yaşındaki insanların %50’sinde katarak mevcuttur. 75 yaşın üstünde bu oran %70 seviyelerine ulaşmaktadır.
Bu durum yaşla beraber %100’e kadar varabilmektedir. Şeker hastalığı, hipertansiyon gibi bazı devamlı hastalıkların varlığı da kataraktı hızlandırmaktadır. Sigara kullanımı, aşırı kilo, fazla güneşe maruz kalma gibi risk faktörleri de kataraktın oluşmasında önemlidir. İltihabi durumlar ve göz içine uygulanan cerrahi girişimler ile kortizon kullanımı da katarakta neden olabilir. Doğumdan gelen kataraktlar, anne karnında geçirilmiş bazı enfeksiyonlar ve genetik olan bazı problemlerden dolayı oluşabilmektedir.
Lens gözümüzün oldukça erken yaşlanan bir parçasıdır. 40’lı ve 50’li yaşlarda yakını görememeye başlıyoruz. Bu durum lensin yaşlandığının ilk sinyallerini oluşturmaktadır. Bir süre sonra ışığımızın yetmediğini hissetmeye başlarız ve her şeyi biraz daha parlak görmeyi isteriz. Bu durum oluştuğunda renkler bize canlılıklarını kaybetmiş olarak soluk gözükmeye başlar.
Lensin yaşlanması ile beraber bazen uzağın net görülememesi olarak adlandırılan miyopi problemi ortaya çıkmaktadır ve kişiler bir anda yakını daha iyi görmeye başlarlar. Buna katarakta bağlı miyopi adı verilmektedir. Aslında bu durum bir şeylerin daha iyi gittiğini değil kataraktın biraz daha ilerlediğini göstermektedir. Bir süre sonra bu iyilik hali geçmektedir ve tekrardan görme azalmaya devam etmekte, bulanık görme daha belirgin bir hal almaya başlamaktadır. Kişilerin bu durumlardan etkilenmesi bireylerin güncel hayatlarındaki meşguliyetine ve kataraktın cinsine göre değişmektedir. Yine kataraktta göz merceğinin neresinin bulanıklaştığı ile beraber hastanın erken ya da geç teşhis durumu da etkilenmektedir.
Katarakt her yaş gurubundaki bireyde olabilir. Ancak yaşlılık dışındaki kataraktlar travma, göz içi sıvının iltihaplanması olan üveit gibi nedenlere de bağlı olabilir. Bu durumlar ise daha ciddi katarakt durumu yaratabilir ve görmede daha keskin sorunlar yaratabilir.
Görme yetisinin %40’ı kataraktla ilgili bir sebepten kaybedildiyse hastalara ameliyat önerilmektedir. Genç hastaların ise %30’una ameliyat önerilebilmektedir. Katarakt cerrahisinde bulanık olan mercek çıkarılmakta, yerine yapay bir mercek konulmaktadır.
Normalde görme fonksiyonu yakın, orta ve uzak seviye olmak üzere 3 boyutludur. Cerrahi sonrasında hastaların bu üç aşamalı görmesinin düzelmesi beklenmektedir ve göz cerrahisinde kullanılan ileri teknolojiler bu operasyonların hassas bir şekilde güvenli yapılmasını desteklemektedir. Katarakt cerrahisinde akıllı mercek olarak bilinen mercekler bu üç mesafenin de düzelmesini sağlamaya uygundur. Bu merceklerin kullanımı için mercek koyulacak kişinin sistemik hastalığının olmaması, sarı nokta hastalığının bulunmaması ve korneanın sağlam olması gerekmektedir.
Katarakt hastalarına yerleştirilen mercekler ileri teknoloji ile üretilmişlerdir. Bu merceklerin hastalara uygulanmasının avantajları ve dezavantajları da söz konusudur. Standart mercekler uzağı net gösteren yakın için gözlük verilen hastaların katarakt tedavilerinde tercih edilirler. Yeni kullanıma giren akıllı mercekler ise uzağı net gösterirken yakın görmeye destek çıkan merceklerdir. Bütün bu durumlara muayeneyi yapan hekimler değerlendirmeleri ile karar vereceklerdir.